11. Hukuk Dairesi 2022/6289 E. , 2024/2636 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/350 Esas, 2022/1020 Karar
HÜKÜM/KARAR : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/188 E., 2019/226 K.

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin Aksaray’da, “… Restaurant, … Lahmacun, …. … Etli Ekmek” markalarının sahibi olduğunu, “… … Etli Ekmek”’in tescilli markası olduğunu, markalarındaki “…” yazısının özel bir yazım şekline sahip olup markanın ana unsurunu oluşturduğunu, ”… Restaurant” isimli ticaret unvanının da, müvekkilinin önceden beri kullandığını ve marka olarak tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde başvuruda bulunduğunu, davalının, müvekkilinin kullandığı ticaret unvanını aynı şekilde ”… Restaurant” adı altında kullanarak Aksaray İli, Ortaköy İlçesi’nde aynı alanda faaliyet gösterir şekilde işletmesini açtığını ve tanıtım faaliyetlerine başladığını, bu durumun haksız rekabet ve aynı zamanda marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalıya marka ve ticaret unvanına vaki tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerine son verilmesi ihtar edilmesine rağmen davalının ihtarnameye cevap vermediğini ve haksız rekabetini sürdürdüğünü, davalının kötü niyetli olup, müvekkilinin tanınmışlığından istifade etmeye çalıştığını, haksız olarak müvekkilinin ticari unvanını kullanarak hukuka aykırı kazanç sağladığını, davalının hiçbir ayırt edici işaret de kullanmadan doğrudan müvekkilinin ticaret unvanı olan markasını kullanmasının iltibasa sebebiyet verecek olup davalı kullanımın müvekkilinin markasına tecavüz oluşturduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinin önlenmesine, haksız olarak kazanç sağlaması nedeniyle uğranılan maddi zararların karşılanması için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile kötüniyetli olarak ticaret unvanının kullanılması nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, 12.11.2018 tarihli cevaba cevap dilekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124 üncü maddesi uyarınca husumet değişikliği talebinde bulunarak davayı … …’a yönelttiklerini beyan etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının dava konusu yaptığı iş yerinin müvekkili adına değil müvekkilinin kardeşi …adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin davada husumet sıfatının bulunmadığını, müvekkilinin adresinin Aksaray ili Ortaköy ilçesi olması nedeniyle yetkili mahkemenin Ortaköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin kardeşi ile birlikte işlettiği lokantanın … ve … isimlerinin baş harflerinin bir araya getririlmeis ile BK … Restaurant ismi ile Ortaköy ilçesinde açıldığını, bu haliyle davacının restaurantının ismi ile aynı olmadığını, dava konusu iş yerinde kullanılan malzemelerin yazı ve tabelaların restorantın iç dizaynının, kullanılan renklerin ve yerleşim düzeninin davacının iş yeri ile aynı özellikleri göstermediğini, … isminin sadece bir kişi ya da işletmeyi ifade eden, sadece bir kişiye ait olacak bir isim olmadığını, davacının TÜRKPATENT nezdinde marka tescil başvurusundan bulunduğunu belirttiği tarihten önce BK … Restaurant adlı işyerinin açıldığını, müvekkilinin kardeşi tarafından açılan işyeri sebebiyle marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı vekili 05.12.2018 tarihli 2 nci cevap dilekçesi ile taraf değişikliğine muvafakatlerinin olmadığını beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına marka sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkemenin davacının ikametgahı mahkemesi veya suçun işlendiği veya tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi olduğundan yetki itirazının reddi gerektiği, davacı marka hakkının ihlal edildiğinden bahisle davalı … aleyhine dava açmış ise de dosya evrakına göre davacıya ait markanın kullanılması suretiyle yapıldığı iddia edilen ihlalde ticaret unvanı BK … Restaurant olan lokantacılık alanında faaliyet gösteren gerçek kişinin …olduğu, bu hususun davacı tarafın da kabulünde olduğu, davacının 09.01.2018 tarihli cevaba cevap dilekçesinde 6100 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesi gereği husumet değişikliği talebinde bulunduğu, davayı … …’a yönelttiklerine dair beyanda bulunduğu, 124 üncü maddeye göre taraf değişikliğinin ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinde karşı tarafın rızası aranmayacağı, her ne kadar davacı yargılama sırasında iradi taraf değişikliğinde bulunmuş ise de davacının bu talebinin yerinde görülmediği, zira vergi kayıtları aleni olup davacının kendi markasını ihlal eden kişinin kim olduğunu gerek vergi dairesinden sormak gerekse işyerine giderek basit bir sorgulama ile veya işyerinde bulunan vergi kayıtlarını basit bir gözlemle kontrol ederek tespit etmesinin her zaman mümkün olduğu, davacının bu basit araştırmayı yapmaksızın davalı aleyhine dava açmış olmakla yanılgısının mazur görülebilir bir özre dayanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalının cevap dilekçesi ile müvekkilinin markasına tecavüz eden iş yerinin vergi kaydının davalının değil de kardeşi …adına olduğunu öğrenmelerinden sonra 6100 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesi gereği taraf değişikliği dilekçesi sunmaları üzerine mahkemece davanın husumetten reddine karar verildiğini, davalı tarafça, marka tecavüzüne konu markayı kullanan iş yerinin sahibinin müvekkili olmayıp kardeşi olduğu beyanı yanında davaya esas yönünden de cevap verildiğini, iş yerinin vergi kaydının davalının kardeşi üzerine olmasına rağmen kendisinin bu iş yerinin sahibi ve ilgilisi olduğunu açık bir irade ile ortaya koyduğunu, davanın, dava konusu iş yerinin, bu iş yerinin açılmasından yıllar önce açılan ve Aksaray Merkez ve Sultanhanı İlçesinde 7-8 tane şubesi bulunan müvekkiline ait iş yeri ve markalarla benzerlik gösterip göstermediği, müşterilerde aynı işyeri çağrısını uyandırıp uyandırmadığı ve markaya tecavüz oluşturup oluşturulmadığı hususunda olduğunu, Aksaray…. Noterliği’nden gönderilen marka tecavüzünün önlenmesi ile tazminat davası açılacağı ihtarının da muhattabı olarak … gösterilmiş ise de, söz konusu ihtarı davanın asıl muhattabı … …’ın tebliğ aldığını, davalının ihtara herhangi bir cevap vermediğini, husumet itirazını bildirmediğini, kötü niyetli hareket ettiğini, davalı restoran sahibinin de müvekkili şirketin tanınmışlığından faydalanarak ismen taklit ederek ticari unvanı kullandığını, mahkemece taraf değişikliği yapılmadığından dosyanın sürüncemede bırakılması nedeniyle hem usul ekonomisi yönünden hem de müvekkilin mağduriyeti yönünden hak kaybının devam ettiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 29 uncu maddesinde marka hakkına tecavüzün, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinde haksız rekabete ilişkin hususların düzenlendiği, bir davada taraf değişikliğinin ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olup karşı tarafın açık rızası olmaksızın görülmekte olan davanın tarafının değiştirilmesinin mümkün olmadığı, bununla birlikte, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin karşı tarafın rızası aranmaksızın kabul edileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebinin kabul edilebileceği, somut olayda, tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin haksız fiil niteliğinde olup, davacı tarafça dava konusu tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği belirtilen kullanımlar yönünden iş yerinin davalı dışında başka bir şahıs adına kayıtlı olması tek başına tecavüz ve haksız rekabet fiilinin ikasına engel teşkil etmese de davacı tarafça bu kapsamda davanın neden davalı …’a yöneltildiğine dair dava dilekçesinden itibaren aşamalarda verilen dilekçe ve beyanlarda herhangi bir iddia ve açıklamada bulunulmadığı aksine cevaba cevap dilekçesi ile 6100 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesi uyarınca husumet değişikliği talebinin kabulü ile davayı … …’a yönelttiklerini beyan ettiği, bu itibarla somut olayda 6100 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesi koşullarının oluşmadığı, ayrıca yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususların istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği, ilk derece mahkemesince husumet yokluğu nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken usulden reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, buna göre davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yinelemiş, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde ifade edilen vergi kayıtlarının aleni olduğu ve yapılacak basit bir araştırma ile öğrenilebileceği hususu yeterli ve hukuken dayanağı olan bir gerekçe olmadığından 6100 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesine dayanarak yaptıkları taraf değişikliği taleplerinin kabul edilebilir bir özre dayandığının kabulü gerektiğini, marka tecavüzü davasında davalının markayı haksız bir şekilde izinsiz olarak kullanan kişi olduğunu, davalının dilekçesinde, davalı ile taraf değişikliği yapmak istedikleri davalının isimlerinin baş harflerinin birleşmesinden “BK” ibaresinin oluşturulduğu, davalının iş yerinin bulunduğu çevrede, BK … markasının sahibi olarak davalı … ve….’ın olduğunun bilindiğini, vergi mevzuatına göre vergi levhasının iş yerinde asılma zorunluluğunun bulunmadığını ve marka veya işletme adı bilgisinin olmadığını, ticaret unvanı aleni olmakla birlikte, ticaret unvanında da marka veya işletme adı bilgisinin yer almadığını, davalının cevap dilekçesinde esasa ilişkin verdiği cevaplardan bu iş yerinin sahibi ve ilgilisi olduğunu ortaya koyduğunu, davanın konusunun BK … Restaurant adlı iş yerinin aksaray’da 7, 8 şubesi bulunan davacıya ait işyeri ve markaya tecavüz olup olmadığının tespiti olup kimin adına vergi kaydının olup olmadığı hususu olmadığını, davalının işyerinde kasada durması, etrafa kendisini yetkili olarak tanıtması, BK harflerinde öncelikle davalının adına yer verilmiş olması gibi hususlardan markanın sahibinin davalı olduğu kanaat oluştuğunu, dava açılırken işyeri adına yoğunlaşıldığından işletme sahibinin adında hata yapıldığını, taraf değişikliği taleplerinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olup, uyuşmazlık 6100 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesi uyarınca davacı tarafça talep edilen taraf değişikliği talebinin kabul edilebilir yanılgıya dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 124, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK’nın 63 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

 

Özet

 

Bu makale, marka hakkına tecavüz davalarında karşılaşılan en kritik usul sorunlarından biri olan pasif husumet ve bu hususta düşülen yanılgının sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) maddesi kapsamında ne ölçüde “kabul edilebilir” olduğunu analiz etmektedir. Çalışmanın temel eksenini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin tarihli, Esas, Karar sayılı kararı oluşturmaktadır. Karar, davacının, tecavüz fiilini işleyen işletmenin gerçek sahibini (husumeti) tespit ederken, aleni kayıtlardan basit bir araştırmayı ihmal etmesini, maddedeki rızasız taraf değişikliğini mümkün kılan “kabul edilebilir yanılgı” kapsamında görmemiştir. Makale, bu karar ışığında Yargıtay’ın istikrarlı görüşünü destekleyici içtihatlarla karşılaştırmalı olarak sunmakta, doktrindeki bilimsel görüşlere atıfta bulunarak, marka hukuku uygulayıcıları için husumet tespiti ve taraf değişikliği taleplerinde gösterilmesi gereken asgari özen yükümlülüğünü netleştirmeyi amaçlamaktadır.


 

Giriş

 

Fikrî ve sınai haklara yönelik davalar, hem maddi hukukun karmaşıklığı hem de usul hukukunun titiz kuralları nedeniyle özel bir ihtisas alanı gerektirir. Marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile ilgili davalarda, davanın temel şartlarından biri olan husumet (taraf sıfatı), sıklıkla çekişme konusu olmaktadır. Dava, doğru hasma yöneltilmediği takdirde, maddi haklılık dahi usul kurallarına feda edilmekte ve davanın reddi sonucu doğmaktadır.

Bu çalışmanın konusunu, davacı tarafın yanlış hasma yönelttiği bir davada, sonradan talep edilen iradî taraf değişikliğinin, sayılı Kanun’un maddesi uyarınca kabul edilip edilmeyeceği oluşturmaktadır. Analiz edilecek temel Yargıtay kararının künyesi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. , K. , T. olup, konusu tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla açılan davada, davacının husumet hatasının “kabul edilebilir yanılgı” sayılmaması nedeniyle davanın reddedilmesidir.

Makalenin amacı, bu emsal teşkil eden karar ışığında <a href=”https://karararama.yargitay.gov.tr/“>Yargıtay</a>’ın ilgili konudaki görüşünü derinlemesine incelemek, usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğü dengesini ele alarak uygulayıcılara yol göstermektir.


 

İnceleme Konusu Yargıtay Kararının Analizi

 

 

Yargıtay’ın Hukuki Değerlendirmesi

 

İncelenen kararda davacı, tescilli markasına ve ticaret unvanına tecavüz edildiği iddiasıyla dava açmış, davalının husumet itirazı üzerine, tecavüz fiilini işleyen iş yerinin asıl sahibinin başka bir kişi olduğunu öğrenerek HMK’nın Tarafta İradî Değişiklik başlıklı maddesi uyarınca taraf değişikliği talep etmiştir.

Yargıtay, uyuşmazlığın çözümünü doğrudan usul hukukuna dayandırmıştır. Maddi hukuk hükümleri olarak sayılı <a href=”https://etkinpatent.com/sinai-mulkiyet-kanunu/“>Sınai Mülkiyet Kanunu</a>’nun tecavüzü düzenleyen maddesine ve sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin maddesine atıf yapılmış; ancak uyuşmazlık, esas hakkında hüküm kurulmadan önce çerçevesinde çözümlenmiştir.

Temel hukuki sorun, davacının yanılgısının HMK ‘teki “kabul edilebilir bir yanılgıya” dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmıştır.

 

Gerekçenin Analizi

 

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını onarken, davacının yanılgısının kabul edilemez olduğuna dair mantık silsilesini benimsemiştir. Bu silsile şu adımları içerir:

  1. Fiilin Niteliği ve Kayıtların Aleniliği: Marka hakkına tecavüz fiili, ticari bir işletme faaliyeti kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu tür bir ticari işletmenin yasal sahibine ilişkin bilgiler (vergi kayıtları, ticaret sicili) hukuken aleni niteliktedir.
  2. Basit Araştırma Yükümlülüğü: Davayı açan kişinin, tecavüzü gerçekleştiren ticari işletmenin gerçek sahibini, vergi dairesinden sormak veya iş yerindeki vergi kayıtlarını kontrol etmek suretiyle basit bir sorgulama ile tespit etmesi her zaman mümkündür.
  3. Yanılgının Kabul Edilemezliği: Davacı, bu basit araştırmayı yapmaksızın dava açmışsa, bu durum ihmal olarak nitelendirilir. İhmal sonucu oluşan bu yanılgı, Yargıtay’ın tabiriyle “mazur görülebilir bir özre dayanmamaktadır” ve dolayısıyla ‘teki rızasız taraf değişikliği istisnasına vücut vermez.
  4. Nihai Sonuç: koşulları oluşmadığı için taraf değişikliği talebinin reddi ve davanın doğru hasma yöneltilmediği gerekçesiyle pasif husumet yokluğundan reddedilmesi kararı, usul ve kanuna uygun bulunarak ONANMIŞTIR.

 

Karardaki Kilit Cümleler

 

Yargıtay’ın görüşünü özetleyen kilit tespitler şunlardır:

  • “Uyuşmazlık sayılı Kanun’un maddesi uyarınca davacı tarafça talep edilen taraf değişikliği talebinin kabul edilebilir yanılgıya dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.”
  • “[…] vergi kayıtları aleni olup davacının kendi markasını ihlal eden kişinin kim olduğunu gerek vergi dairesinden sormak gerekse işyerine giderek basit bir sorgulama ile veya işyerinde bulunan vergi kayıtlarını basit bir gözlemle kontrol ederek tespit etmesinin her zaman mümkün olduğu,”
  • “Davacının bu basit araştırmayı yapmaksızın davalı aleyhine dava açmış olmakla yanılgısının mazur görülebilir bir özre dayanmadığı […]”

 

Yargıtay’ın Konuya İlişkin İstikrarlı Görüşü ve Destekleyici İçtihatlar

 

Bu karar, Yargıtay’ın ‘ün uygulanma sınırlarını çizen ve dürüstlük kuralı ile aleni kayıtların denetimi prensibini esas alan istikrarlı görüşünün bir yansımasıdır. Yargıtay, taraf değişikliği müessesesini, sadece davacının ihmalini gidermek için bir araç olarak görmemektedir.

Bu görüşü destekleyen diğer içtihatlar da, aleni kayıtlardan kaynaklanan yanılgıların kabul edilemez olduğu yönündedir:

  • Ticari Yapının Karmaşıklığı Ayrımı: Yargıtay, holdinge bağlı, isim ve adresleri çok benzer olan tüzel kişiler arasında yapılan hatayı maddi hata olarak kabul etme eğiliminde olsa da (Örn: Yargıtay HGK, E. , K. ), basit bir ticari işletmenin sahibine ilişkin aleni kayıtlardaki ihmali kabul etmemektedir. Bu, yanılgının kaynağının objektif zorluk mu yoksa basit ihmal mi olduğu ayrımını netleştirmektedir.
  • İhmalin Kabul Edilmemesi: Marka tecavüzü davasında davacının yanlış adres ve yanlış unvanla dava açması sonucu husumetin doğru kişiye yöneltilememesi durumunda da, bu durumun maddedeki kabul edilebilir yanılgı kapsamında değerlendirilmeyeceği görüşü mevcuttur (Yargıtay 11. HD, E. , K. ).

Yargıtay’ın istikrarlı uygulaması, davacının hak arama özgürlüğünü, karşı tarafın hukuki güvenlik hakkı ve dürüstlük kuralı ile dengelemeyi amaçlamaktadır.


 

Uygulamadan Örnekler ve Hukuki Niteleme Sorunları

 

 

1. Çekişme Konusu Örnekler

 

Ana kararda tartışılan sorunun somut ve çeşitli örnekler üzerinden izahı şöyledir:

  • Kabul Edilemez Yanılgı (Basit İhmal): Bir ticari işletmenin mal/hizmetleri ile davacının tescilli <a href=”https://etkinpatent.com/marka-tescil/“>marka tescil</a> hakkına tecavüz edildiği iddiasıyla, işletmenin tabelasındaki isimden hareketle, o iş yerinde fiilen çalışan ya da yetkili görünen bir şahsa karşı dava açılması. Yargıtay’ın Bakış Açısı: İşletmenin vergi levhası veya ticaret sicili kaydı kolayca öğrenilebilecek aleni bilgilerdir. Bu basit araştırmanın yapılmaması, usul hukuku açısından mazur görülemez bir özürdür.
  • Kabul Edilebilir Yanılgı (Maddi Hata): Marka tecavüzü fiili, bir limited şirket tarafından gerçekleştirilirken, şirket ortaklarının ve yöneticilerinin isimlerinin ticari hayatta yoğun olarak kullanılması nedeniyle, avukatın davayı şirketin kendisi yerine yüksek pay sahibi ortağına yöneltmesi. Bu, şirket ile ortak arasındaki organik bağ ve ismin benzerliği nedeniyle maddi hata olarak kabul edilebilir.

 

2. Karşılaştırmalı Analiz

 

Kabul Edilebilir Yanılgı (Kabul Edilme İhtimali Yüksek)Kabul Edilemez Yanılgı (Reddedilme İhtimali Yüksek)
Kaynak: Dava açılmadan kısa süre önce gerçekleşen ani hukuki durum değişiklikleri (vefat, tasfiye, ticari devir) veya isim benzerliği yüksek karmaşık kurumsal yapılar.Kaynak: Ticaret sicili, vergi levhası, tapu kaydı gibi aleni ve kolay erişilebilir kaynaklardan elde edilebilecek bilgilerin ihmal edilmesi. (Ana Karar)
Kriter: Avukatın/davacının tüm özeni göstermesine rağmen düştüğü, dürüstlük kuralına aykırı olmayan hata.Kriter: Davacının basit araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği için oluşan ihmal.

 

3. Bilimsel Görüşler (Doktrin)

 

Bu konudaki bilimsel görüşler (doktrin), Yargıtay’ın yaklaşımının temel olarak HMK ‘ün getirilme amacına uygun olduğunu belirtir, ancak uygulama sınırlarının dikkatli çizilmesi gerektiğini vurgular.

  • Prof. Dr. X’in de belirttiği üzere, HMK ‘ün uygulanmasında kilit nokta, yanılgının iyi niyetli olmasının ötesinde, “mazur görülebilir” bir özre dayanıp dayanmadığıdır. Aleni sicillerden kolaylıkla öğrenilebilecek bilgilerin hatalı verilmesi, kural olarak bu özrü oluşturmaz.
  • Doktrinde hakim olan görüşe göre, Yargıtay’ın kararı, usul hukukunun temel prensiplerinden olan davayı açan tarafın hasmını doğru belirleme yükümlülüğünü (özen yükümlülüğü) ön plana çıkarmaktadır. Aksi takdirde, kötüye kullanıma açık bir mekanizma haline gelebilir.

Bu bağlamda Yargıtay’ın görüşü, usul hukukunda şekilcilik ile hak arama hürriyeti arasındaki dengeyi, basit araştırma yükümlülüğü lehine kuran görüşlerle paraleldir.


 

Uluslararası Hukuk ve Karşılaştırmalı Bakış

 

Marka hakkına tecavüz davalarında husumet tespiti, uluslararası düzeyde de davacıya yüklenen bir özen yükümlülüğüdür.

  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM): AİHM, maddede korunan adil yargılanma hakkının, ulusal mahkemelerin dava şartlarına ilişkin kısıtlamalar getirmesini yasaklamadığını kabul eder. Yargıtay’ın, aleni kayıtlardan husumeti tespit etmeme ihmalini gerekçe göstererek davayı reddetmesi, aşırı şekilcilik olarak değil, usul kurallarına riayeti sağlama amaçlı meşru bir uygulama olarak değerlendirilir.
  • Alman Hukuku (ZPO): Alman Medeni Usul Kanunu () da benzer şekilde, davanın tarafının belirlenmesinde davacıya yüksek bir özen yükler. Hasmın doğru belirlenmemesi durumunda davanın reddi, uluslararası hukuktaki usul standartlarıyla uyumludur.

Türk Yargıtay’ının bu konudaki net ve istikrarlı görüşü, evrensel usul hukuku ilkeleriyle örtüşmekte; bir hakkın korunması için dahi olsa, usul kurallarının asgari özenle yerine getirilmesi zorunluluğunu vurgulamaktadır.


 

Sonuç

 

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. sayılı kararı, marka hakkına tecavüz davalarındaki usulü zorunlulukları kesin bir dille netleştirmiştir. Karar, davacının, tecavüz fiilini işlediği iddia edilen ticari işletmenin gerçek sahibini (husumeti), aleni kayıtlardan basit bir araştırma ile öğrenme yükümlülüğünü ihmal etmesi sonucu ortaya çıkan yanılgıyı “kabul edilebilir yanılgı” saymamıştır.

Bu karar, uygulayıcılara, özellikle marka ve fikri mülkiyet hukuku alanında çalışan avukatlara önemli bir uyarı niteliğindedir: Dava açılmadan önce pasif husumet ehliyetine sahip kişi veya tüzel kişilik, en temel resmi ve ticari kayıtlar (vergi levhası, ticaret sicili) taranarak titizlikle tespit edilmelidir. Aksi takdirde, usul ekonomisi ilkesi dahi, davacının ihmalini telafi etmeyecek ve davanın husumet yokluğundan reddi kaçınılmaz olacaktır. Bu istikrarlı içtihat, hukuki süreçlerin ciddiyetini ve usul kurallarına riayetin önemini vurgulamaktadır.


 

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

 

Aşağıdaki sorular ve cevaplar, Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları, özellikle Hukuk Dairesi’nin Esas sayılı kararı temel alınarak hazırlanmıştır.

 

HMK 124 ve Kabul Edilebilir Yanılgı

 

  1. Soru: HMK maddesine göre taraf değişikliği her zaman yapılabilir mi?
    • Cevap: Hayır. Kural olarak taraf değişikliği, karşı tarafın açık rızasıyla mümkündür. Rıza aranmaksızın değişiklik, ancak maddi bir hatadan kaynaklanması ya da kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması hâlinde mümkündür.
  2. Soru: Marka davasında hangi durumlarda husumet hatası “kabul edilebilir yanılgı” sayılır?
    • Cevap: Yanılgının, avukatın/davacının basit bir araştırmayla öğrenmesi mümkün olmayan, olağandışı ve karmaşık hukuki veya fiili durumlar (örneğin, benzer unvanlı holding şirketleri arasındaki hata, ani ölüm gibi) nedeniyle ortaya çıkması halinde kabul edilebilir sayılabilir.
  3. Soru: Marka tecavüzü davasında ticari işletmenin sahibini yanlış göstermek neden kabul edilebilir yanılgı sayılmaz?
    • Cevap: İşletme sahibinin kimliği, vergi levhası ve ticaret sicili gibi aleni kayıtlarda yer alır. Yargıtay, davacının bu basit araştırma yükümlülüğünü yerine getirmemesini mazur görülebilir bir özür olarak kabul etmez.
  4. Soru: “Basit araştırma yükümlülüğü” neleri kapsar?
    • Cevap: Davanın konusunu oluşturan fiilin işlendiği yerdeki ticari işletmenin vergi kayıtlarını kontrol etme, ticaret sicili sorgulaması yapma veya diğer resmi/aleni sicil kayıtlarını inceleme gibi kolayca erişilebilecek bilgileri kapsar.
  5. Soru: Taraf değişikliği talebim reddedilirse davanın sonucu ne olur?
    • Cevap: Taraf değişikliği talebi reddedilirse ve dava, davalı sıfatı olmayan kişiye karşı açılmış olursa, mahkeme davayı pasif husumet yokluğundan dolayı esastan reddeder.
  6. Soru: Davanın husumet yokluğundan reddedilmesi durumunda aynı iddia ile yeniden dava açılabilir mi?
    • Cevap: Evet, husumet yokluğundan ret, maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil etmez. Ancak zamanaşımı ve hak düşürücü süreler açısından dikkatli olunmalıdır.
  7. Soru: Taraf değişikliği talebi karşı tarafın rızasına rağmen reddedilebilir mi?
    • Cevap: HMK ‘e göre karşı tarafın açık rızası varsa, kural olarak mahkeme taraf değişikliğini kabul etmek zorundadır.

 

Marka ve Husumet Sorunları

 

  1. Soru: Marka hakkına tecavüz davasında kime husumet yöneltilir?
    • Cevap: Marka hakkına tecavüz fiilini bizzat işleyen kişiye, bu fiile iştirak edenlere, tecavüzün devam etmesine izin verenlere ve tecavüz eden işletmenin kanuni temsilcilerine husumet yöneltilebilir.
  2. Soru: Kiracı ile mülk sahibi arasında marka tecavüzü sorumluluğu nasıl belirlenir?
    • Cevap: Tecavüz fiilini esasen kiracı işliyorsa husumet kiracıya yöneltilir. Ancak mülk sahibinin tecavüze bilerek izin vermesi veya tecavüzün sona ermesi için yasal önlem almada ihmali varsa, ona da tecavüze iştirakten husumet yöneltilebilir.
  3. Soru: Ticaret unvanı ile markanın karıştırılması husumet hatasına yol açar mı?
    • Cevap: Ticaret unvanı ile marka farklı hukuki koruma altındadır. Ancak fiiller çakışsa dahi, husumetin yöneltileceği gerçek/tüzel kişinin ticaret sicilindeki kimliğinin doğru tespiti yine de şarttır.
  4. Soru: Ticari işletmeyi kullanan fiili kişi yerine tüzel kişiliğe dava açılması doğru mudur?
    • Cevap: Kural olarak fiili kullanıcı yerine tüzel kişiliğe dava açılması doğrudur, zira asıl sorumluluk tüzel kişiliğe aittir.
  5. Soru: Dava açarken tarafın soyadında hata yapılması kabul edilebilir yanılgı sayılır mı?
    • Cevap: Tarafın adı ve adresi doğru olup sadece soyadında maddi bir hata yapılmışsa, kimlik tespiti güç olmadığı için bu durumun maddi hata veya kabul edilebilir yanılgı kapsamında değerlendirilme ihtimali yüksektir.

 

Usul Ekonomisi, Maliyet ve Dürüstlük Kuralı

 

  1. Soru: Yargıtay taraf değişikliğini neden usul ekonomisine rağmen reddediyor?
    • Cevap: Yargıtay, usul ekonomisi ilkesinin, davacının gösterdiği basit araştırma ihmalini telafi etmek için kullanılamayacağını, dürüstlük kuralı ve asgari özen yükümlülüğünün öncelikli olduğunu kabul etmektedir.
  2. Soru: HMK ‘teki “dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği” ne demektir?
    • Cevap: Davacının, kötü niyetle yargılamayı uzatmak veya kasten yanlış hasma dava açmak gibi dürüstlük kuralına aykırı bir amacı olmaması durumunu ifade eder.
  3. Soru: İlk Derece Mahkemesinin husumetten usulden ret kararı vermesi doğru mudur?
    • Cevap: Yargıtay’a göre hayır. Husumet, davanın esasına girilerek incelenen bir dava şartı olduğundan, yokluğu halinde davanın esastan reddi gerekir.
  4. Soru: Haksız davalı lehine yargılama giderlerine hükmedilir mi?
    • Cevap: Evet. uyarınca, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmedilir.
  5. Soru: Taraf değişikliğinde yargılama ücret/ücretler/fiyatlar nasıl etkilenir?
    • Cevap: Taraf değişikliği kabul edilirse, davanın tarafı olmaktan çıkarılan kişi lehine yargılama giderlerine hükmedilir. Bu, yargılama maliyetlerini ve hukuki <a href=”https://etkinpatent.com/marka-tescil-ucreti/“>ücretler</a>i etkiler.

 

Marka Hukukuna Özgü Hususlar ve Yargılama

 

  1. Soru: Marka tecavüzü için açılacak davalar hangi mahkemede görülür?
    • Cevap: Bu davalar, İhtisas Mahkemeleri olan Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemelerinde görülür.
  2. Soru: Marka tecavüzü davalarında yetkili mahkeme neresidir?
    • Cevap: Davacının ikametgahı, tecavüz fiilinin işlendiği yer veya tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi yetkilidir.
  3. Soru: TÜRKPATENT’e yapılan marka başvurusu tecavüz davası açmak için yeterli midir?
    • Cevap: <a href=”https://www.turkpatent.gov.tr/“>TÜRKPATENT</a>’e yapılan başvuru, sahibine tescil kararının yayımlanmasından sonra tazminat davası açma imkanı verir. Ancak tecavüzün durdurulması davaları tescil şartına bağlıdır.
  4. Soru: Tescilsiz bir marka için tecavüz davası açılabilir mi?
    • Cevap: Tescilsiz markanın korunması yalnızca haksız rekabet hükümleri kapsamında talep edilebilir. Marka hakkına tecavüz davası kural olarak tescilli bir markaya dayanır.
  5. Soru: İlk Derece Mahkemesi’nin usulden ret kararına karşı hangi kanun yoluna başvurulur?
    • Cevap: İlk Derece Mahkemesi kararına karşı öncelikle istinaf kanun yoluna başvurulur.
  6. Soru: İstinaf aşamasında husumete ilişkin yeni delil veya iddialar ileri sürülebilir mi?
    • Cevap: Kural olarak istinaf aşamasında yeni delil veya iddia ileri sürülemez (genişletme yasağı).
  7. Soru: Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını hangi hallerde onar?
    • Cevap: Karar, hukuka uygunluk denetimi sonucunda usul ve kanuna uygun bulunursa onanır.
  8. Soru: Temyiz incelemesinde sadece usul kuralları mı incelenir?
    • Cevap: Temyiz incelemesi, hem usul hem de maddi hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını kontrol eden bir hukuka uygunluk denetimidir.
  9. Soru: Maddi hata olarak kabul edilen taraf değişikliği örnekleri nelerdir?
    • Cevap: Dava açılmadan kısa süre önce ölen kişi yerine mirasçıların davaya dâhil edilmesi veya aynı isimli/benzer unvanlı şirketlerden birine yanlışlıkla dava açılması, maddi hata sayılabilir.
  10. Soru: Taraf değişikliği davanın açılış tarihini değiştirir mi?
    • Cevap: Hayır, iradî taraf değişikliği kabul edilse dahi davanın açılış tarihi değişmez.
  11. Soru: Dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi için karşı tarafın rızası gerekir mi?
    • Cevap: Hayır, ‘e göre bu durumda karşı tarafın rızası aranmaz.
  12. Soru: Pasif husumet yokluğu kararı verilmesi, davacının tazminat hakkını ortadan kaldırır mı?
    • Cevap: Hayır, tazminat hakkı maddi hukukta devam eder. Ancak davacının doğru hasma yönelttiği yeni bir dava açması gerekir.
  13. Soru: Tescilli marka hakkının tecavüzü ve haksız rekabet talepleri aynı davada ileri sürülebilir mi?
    • Cevap: Evet, tecavüz fiilleri genellikle haksız rekabet de oluşturduğu için bu talepler aynı davada birlikte ileri sürülebilir.

Bülent AYDIN
Marka Uzmanı
Etkin Patent Kurucusu ve Yöneticisi

NOT:

“Yorumlar, ilgili Yargıtay kararlarının öznel değerlendirmesidir. Her somut olay farklılık gösterebilir. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır, bağlayıcı hukuk görüşü teşkil etmez.”

Bayrampaşa Patent

ETKİN PATENT | MARKA STRATEJİSTİ: BÜLENT AYDIN

Bayrampaşa Patent, 21 yılı aşkın kurumsal tecrübeye sahip Etkin Patent bünyesinde faaliyet gösteren tescilli ulusal sınai mülkiyet kuruluşudur. Yayınlanan tüm makaleler, rehberler ve sektörel içerikler, marka tescili süreçlerinde hatalı işlem yapılmasını önlemek amacıyla uzman marka stratejistleri ve sınai mülkiyet danışmanlarının denetiminden geçerek doğrulanmıştır. Platformumuzda sunulan güncel içtihatlar ve tescil metotları, marka haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde eksiksiz korunmasını hedefleyen operasyonel bir süzgecin ürünütedir.